Mehometh Röportajı

Daha önce Satanist Olmak İçin Gereken 10 Şey başlıklı yazıda, tüm Satanistlere bireysel olarak önerdiğim bir olayın uygulaması ile karşınızdayım bugün. Serpent Culture‘ın, büyümeye başladığını dile getirmekten onur duyuyorum.

Yerli bir Black/Death Metal grubu olan Mehometh‘in kurucusu Martor la keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu, gelecek röportajların henüz ilki olan Mehometh Röportajı, keyifli okumalar.

 

**

Röportaj: Yusuf Eryan

Selam Martor. Öncelikle röportaj teklifini kabul ettiğin Eyviblis diyerek sorularıma başlıyorum. Bize, grubu tanımayanlar için Mehometh’in yaratılış sürecinden, felsefesinden ve bu zamana kadar yaptıklarından bahseder misin?

Selam Yusuf Eryan. Öncelikle kendi şahsım adına ve grubumuz Mehometh adına çok teşekkür ediyorum. Mehometh benim tarafımdan 2017 yılı son çeyreğinde İstanbul’da kuruldu. İlk kadrosundan sadece ben kaldım geriye. Diğer arkadaşlar ideolojik sebepler ve tarzın aykırılığı sebebiyle başka projelere yöneldi. Grubun tüm eserleri benim tarafımdan yaratılıyor, şarkı sözlerini benim yazmama karşın fazla nefret gitaristimiz Sacri bazı müdahalelerde bulunuyor. Albüm kapak tasarımları, şarkıların melodik unsurlarını da yine Sacri tasarlıyor. Bugüne kadar toplam 4 lisanslı eser koyduk ortaya.

Mehometh’in oldukça üretken bir grup olduğunu söyleyebiliriz. Henüz yılın görece başlarında olmamıza rağmen 2019’da, 8 şarkılık full-length albüm ve 3 şarkılık bir soundtrack albümü geldi. Beslendiğiniz kaynaklar, aldığınız ilhamlar açısından şarkı yazım sürecinizden bahseder misin?

İlk demo albüm: To The Apostles (2018)

Maxi single: Circle & Snakes (2018)

İlk profesyonel stüdyo albümü: Discretion (2019)

Maxi single: Rulet Soundtracks (2019)

Tabii ki, öncelikle söylediğim gibi şarkılar bizzat benim tarafımdan yaratılıyor. Şarkıları kaydederken öncelikle önceden yazılmış ve kaydedilmeyi bekleyen herhangi bir materyal kesinlikle bulundurmuyorum. Anlık ilhama bağlıyım. Discretion kayıtları esnasında da durum böyleydi. Luciferian‘ım ve inancımın beni sürüklediği duygu/durum boyutuna güveniyorum. Kendimi sürekli geliştiriyorum. Kimi şarkıda çok yırtıcı, kiminde çok karanlık bir Martor görmek mümkün. İlham kaynağım çoğunlukla benim için çok ulu olan Lucifer ve bizim için verdiği büyük savaş. Elohim’in takipçilerinin getirdiği katliamı eleştirmeyi seviyorum. Her alanda oldukça aykırı bir tavrım var. Prometheus‘tan bugüne dek tüm karşı çıkış, direniş hareketlerine bir yenisini de (sıradan bir insan olarak) kendim eklemek istiyorum.

Mehometh “HAYIR” diyebilen insanın manifestosudur kısacası.

“Bir Black Metal dinleyicisi, yalnızca Black Metal dinlemelidir, aksini yapan poser’dır.” anlayışına karşı olduğunu biliyorum. Sonuçta, Black Metal’in 50 – 60 yıl sonra bahsi geçtiğinde, kesinlikle adı anılacak isimlerden biri olan Nergal bile, Country tarzını denediği yan bir projeye sahip. Bu biçimde işleyen zihinler konusunda, yani yalnızca BM dinlenmeli şeklindeki düşünceye dair ne düşünüyorsun?

Kesinlikle asıl poser ve poşet olarak değerlendirdiğim insanlar “sadece BM yoksa tukaka” tavrını takınan insanlardır. Avrupalı Black Metal gruplarının üyeleri ile yapılan “What’s on my bag?” serisini izleyecek olan her bir poşet/poser BM fan arkadaşımız umarım dumura uğramaz. Adamlar her tarzı dinliyor. Hoşuma giden türküyü bile dinlerim. Bağlama çalmayı da seviyorum mesela, becerebildiğim kadar zevk için çalıyorum. İleride bir dark country/western projesi yapmak ise çocukluk hayalim.

Kendini kısıtlayan insan ahmaktır. Bu tıpkı satanist olup da semavi dinleri bilmemeye benzer. Lakin buradaki tek fark bu sefer savaştığınız düşman değil sanat var karşınızda.

İnsanın kendisini kısıtlamasının ahmaklık olduğu konusunda sanırım seninle hemfikiriz. Şu konuya da değinmek istiyorum, Türkçe Black Metal, daha önce Pagan gibi, Aaaarrghh gibi gruplar tarafından hakkı verilerek denendiği gibi, bazı başarısız girişimler de yapıldı. Türkçe’nin, Black Metal’de kullanılıp kullanılamayacağı hakkında ne düşünüyorsun? Mehometh’ten Türkçe bir şarkı görür müyüz ilerleyen süreçte?

Mehometh, Discretion albümüyle birlikte zaten “Amen” ve “Korkma” isimli iki Türkçe eser kazandırmış bulunmakta Türkçe Black Metal arşivlerine. Gelecekte de kazandırmaya devam edeceğiz. Lakin bazı korkaklar gibi aman işim gücüm bozulmasın diye ağlak şarkı sözleri yazmak kesinlikle tarzımız değil. Bahsettiğim iki şarkıdan birisi Elohim‘den hesap soran diğeri de Ata‘ya ithaf ve iltifatta bulunan bir şarkı. Nede olsa Aleister Crowley, Atatürk için “En büyük öğrencim hayata veda etti.” cümlesini boşu boşuna kurmadı. Bu arada şarkı sözleri Bandcamp’te mevcut.

Aleister Crowley dedin. Kendisinin Thelema ekolüne katkıları yadsınamaz. Crowley gibi beslendiğin müzik dışı kaynaklar ve eserlerden bahsedebilir misin?

Sanırım Crowley’den sonra beslendiğim müzik dışı kaynakların başında Bülent Kısa ve Ayetler/Gerçekler/İsa Kitabı, Kitêb a-Cilwa (Vahiy kitabi) ve Mishafa-Reş (Kara kitap), Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm, Uyanış kitabı ve bir takım sembolizm/evangelizm ile alakalı kitaplar geliyor.

Tabii ki işin sinema boyutu da var. Bugüne dek en ayıla bayıla izlediğim film “Magi“.

Peki müzikal açıdan sıklıkla dinlediğin gruplar kimler? Bildiğin gibi BM üzerindeki İskandinav etkisi yavaş yavaş kırılıyor, örneğin Batushka gibi Polonya’dan çıkmış bir grup, oldukça ilgi topladı. Dünyadaki genel Black Metal sahnesinden kimleri takip ediyorsun, hangi grupların işleri seni çekiyor?

En başta Behemoth olmak üzere, Marduk, Gorgoroth, Altarage ve ülkemizden Sarinvomit, Persecutory, Hatevömit diyebilirim.

Günümüz Türk Metal Sahnesi hakkında ne düşünüyorsun?

Yeniden dirilmeye başladı. Underground gruplar artık turne ve yeni albüm haberleri paylaşıyor, sağlıklı bir ilerleyiş söz konusu, lakin sanatımızı baltalayan bir takım unsurlar var. Öncelikle mekan sahipleri, organizatör ve menajerlerin işlerini iyi yapması şart, sanatçının Superman olmadığını hatırlaması gerekli. Türkiye’de biz bir şeyleri rayına koymak için çalışırken geriye kalan insanların da sorumluluk alması gerekiyor.Tek başımıza bizden Amerika’yı yeniden keşfetmemizi beklemeleri bencillik.

Mekan sahiplerinin tavrı konusunda sana kesinlikle katılıyorum. Yalnızca Metal sahnesi açısından değil, Türkiye’de pek çok sanat kollektifinin ortak yayınladığı bir açıklama var, kısa süre önce. Olaylarsa bildiğim kadarıyla hala bir netliğe kavuşmuş değil. Pekala, konserler üzerinden gidelim. Seyircinin tepkisi nasıl?

Ülke ve yaşam standartları gereği cok sık olmamakla birlikte konserlerimiz devam ediyor. Şu anda küçük bir kamp dönemine girdik. Daha iyi işler ortaya koymak için çalışıyoruz. Sanatımızı corpse paint/war paint ile de birleştirip artık işin görsel sanatlar kısmını da istediğimiz çıtaya yükselttik ve şu anda sahnede etkileşimimiz de muazzam derecede artış gösterdi. Grubumuzun çehresi değişti ve artık çok daha büyük festivaller ile görüşme sağlamaya da başladık. Mehometh gibi Türk bir metal grubu için 2020 yılından itibaren Avrupa bir hayal olmaktan çıktı. Realiteye dökülen bir sanat üreticisi olmayı başardık.

Konserlerle ilgili ise, korkuyu hakim kılmayı ve bir sonraki vahşeti beklediler diyebilirim. Sahneden indikten sonrası ve akabinde gerçekleşen olaylar muazzamdı. Etkileşimlerde ciddi bir yükseliş yakaladık. Grubun siması kesinlikle değişti. Artık bizi izlemeye gelenler,fotoğraf ve pena gibi hatıralar istemeye başladı. Bu benim için gurur verici. Her ne kadar pena rezervim tükense de başarıya ulaşmak gerçekten insanı kendine daha inançlı hale getiriyor.

Kara veba ramazan da atlatılana kadar herhangi bir sahne söz konusu değil, bu önümüzdeki dönemi kondisyon yükseltmek ve yeni EP kayıtlarını tamamlamak için harcayacağız ve ortaya çıkan şey kesinlikle bu coğrafyanın yarattığı en korkunç canavar olacak.

Harika. Freud her ne kadar bireysel anlamda şöyle söylemiş olsa da “Dürtülerini bastırırsan bu felaket sonuçlara neden olabilir!” sözü toplumsal anlam için ve dürtüleri de Satanik olarak tanımlanan hisler için uyarladığımızda, zaferin bizden uzak olmadığı açık bir biçimde görülebiliyor. Sorularım bu kadardı. Bu keyifli sohbet için tekrar teşekkürler. Son olarak Serpent Culture okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı?

Sevgili dostum, başta sana ve tüm Serpent Culture okuyucularına saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Birlikte daha da güçlü olacağız, bizi biz yapan değerlerle, sanatla, zevkle, bilimle, estetikle kalın. Ruhununuzu asla kaybetmeyin! Aykırı duruşumuz onurumuzdur! Geleceği inşa edeceğiz! Hep birlikte!

Ave Satanus! Amen!

**

 

Etiketler:

Bir Cevap Yazın