İsyanın Kutsallığı

  • Genesis 

İnsan mentalitesinin önemli bir parçası olan bu duygu, burada da Satanik bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. İsyan, bir satanistin yüreğinin derinliklerinde yer etmiş olan en büyük silahı, onu kuzulardan ve kölelerden ayırıp kendi hayatının kralı ve tanrısı yapan ayırıcı faktörüdür. Zaten bir satanisti “ötekileştiren” durum da budur. Çünkü bir satanist, yaşayış biçimi, düşünceleri ve inançlarıyla göze batar. Hayatı boyunca ona öğretilen kalıplaştırılmış ve gayet sorgulamaya açık, objektiflikten uzak olan ahlak kurallarını ve bir başkası tarafından önceden kararlaştırılmış sahipsiz ideallerini takip etmeye kendisini mahkum etmiş insanların yanında, özgür olmak ve kendi isteğin uyarınca yaşamak onlara hakaret etmek demektir.

Çünkü böyle bir kişinin realitesine, ona bu kadar yabancı olan bir duygunun tezahürlerinin girmesi, onu bir kriz durumuna sokar. Şöyle düşünün, eğer kendinizi yeterince aç bırakırsanız, bir süre sonra hiç bir şey hissetmemeye başladığınız bir periyoda giriş yaparsınız. Ama siz böyle bir durumdayken, bir başkası gelip sizin gözünüzün önünde enfes kokular saçan bir yemek yese, bunun sizi çıldırtması gayet doğaldır. İşte özgür insanları ötekileştiren kişiler de aynen böyledirler. Aslında siz gayet doğal bir şekilde “kendiniz” olursunuz. Ama bu sizi başkalarının gözlerinde asi yapar. İşte bir satanist de bu durumda der ki; “Varsın yapsın! Eğer kendim olmak beni asi bir çocuk yapacaksa, bundan gurur duyarım!” Bunu diyen satanist, bu şekilde kendisini yücelttiğini bilir. Çünkü tıpkı, yüzyıllardır kendisine atfedilen kötücül suçlamaları ve lakapları mütevazılıkla kabul eden, başkahramanı ve tanrısı Şeytan gibi davranmıştır.

İsyan, aynı zamanda hayatın zorluklarıyla mücadele etmemizi sağlayan içimizdeki ateşin fitilidir. Eski insanlar, insan bedeninin evrenin bir maketi olduğuna inanırlardı. Buna felsefede mikro kozmos denir. Makro kozmosun yani evrenin bir yansımasıdır. Bu düşünceye göre doğada gözlemlenebilen her şey, insan bedeni ve ruhundaki değişimlerin birer göstergesidir. Bu sayede anlarız ki, tıpkı Güneş’in batması ile Dünya’nın karanlığa boğulması gibi, zaman zaman insanın ruhu da karanlığa boğulur. Karanlık milyonlarca yıldır insanın en büyük düşmanlarından birisi olmuştur. Çünkü karanlıkta korkarız, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı savunmasızızdır. Ne yapacağımızı bilemeyiz. İnsanoğlu, makro kozmostaki modern yaşamında bu zayıflığını yenebileceği şeyler icat edebilmiştir belki, ama karanlığa boğulmuş ruhumuzu aydınlatabilecek ışık henüz icat edilmemiştir. Zaten buna gerek de yoktur, çünkü o ışık içimizdedir!

Çünkü gecenin en karanlık saatlerinde, gökyüzünde asaletle parlayarak dünyaya ışığı getiren bir yıldız vardır. Bu yıldızı Sabah Yıldızı, Morning Star olarak da biliyoruz. 🙂 İşte her gece dünyamıza ışığı getirerek karanlıkta kalan canlılara yol gösteren bu yıldız, aynı zamanda her birimizin içindedir. Ve ruhumuzun en karanlık zamanlarında bize ışık getirir. Buna hepimiz şahit olabiliriz. Yeter ki kafamızı gökyüzüne kaldırabilelim. Peki makro kozmostaki gökyüzünün iç dünyamızdaki karşılığı ne olabilir? Ne yaparsak gökyüzüne bakmış ve içimizdeki sabah yıldızını görmüş oluruz? Özgür olursak tabi ki!

Bunun koşulu da isyan etmektir. Sizi karanlığa sürükleyen her şeye isyan etmelisiniz. Yürekten gelen bir istenci hiç bir şey durduramaz. Ve istencimizin imkansızlaştığı zamanlarda isyan etmek, bize o imkansızlık duvarlarını yıkıp geçme gücünü veren şeydir. O yüzden tıpkı Şeytan’ın yaptığı gibi, karanlıkla karşılaştığınızda, ona boyun eğmeyeceğinizi haykırın. Böylece kendi karanlığınıza ışık getirmiş olursunuz. Yani Şeytan olursunuz.

Herkese esenlikler.

Genesis.

Bir Cevap Yazın