İçimdeki Işık Yolunda

Doğduğumuz günden itibaren etrafımız insanlarla çevrilidir. Onların yıllar yılı sürüklenerek bu günlere gelmiş kültürüyle büyürüz. Dinlerinin şekillendirdiği bu kültüre uymazsanız, size nefretle bakarlar ve sizi “ahlaksız” ilan ederler. Zordur farklı olmak. Simsiyah giyinmek bile garipsenirdi, ruhum onlardan çok farklıyken. Bu sebepten büyüktü tepkileri, çünkü ben onların tam tersiydim.

Laik (!) devletimizin okullarında din dersi görürüz ve bu din dersi ülkemizde sadece İslam’ı kapsar. Din bilginizi sınavlarla ölçer, Liselere Giriş Sınavı’nda din dersi gideceğiniz okulu, geleceğinizi etkiler. Bu kültürün içinde büyümeme rağmen bir köle olmadım, çünkü ben içimdeki karanlığa gömülmüş ışığı buldum. Onlar ne kadar kabul etmese de, şu dünyadaki en büyük doğru içinizdeki ışıktır. Saklamayın onu kendinizden. Sorgulayın. Benim gibi, bizler gibi…

Benim için en önemli sorgulamaydı anneme; “Saçlarımız ve tırnaklarımız niye uzar” demek. Bana dehşetle bakıp aceleyle susturdu ve “Öyle yaratmış, sorgulama.” dedi. Aksine daha fazla sorguladım. Neden sorgulamayacaktım ki? Eğer her şey onun kutsal (!) kitaplarındaki gibiyse sorgulamam sonucunda bulduğum şeyler neden onu rahatsız ederdi? Eğer kitapları birer yalandan ibaret değilse, neden sorgulamam yasaktı? Düşündüm. Yasaktı ama sorgulamalıydım, zaten o an deneseydim kendimi engellemeyi, başaramazdım, eminim kendime yenilir ve sorgulamaya devam ederdim.

O gün bildiğim her şeyin bir yalan olduğunu anladım. Çünkü sorguladıkça sorguluyordum o istemezken sorgulamamızı. Anladım neden istemediğini, istemezdi elbette o da sonunu. Bildiklerimi unutup doğruyu aradım, sorgulanmaması istenilen şeyleri sorguladım. Bana zevk veren cevaplar değildi, sorgulamaktı. İçimde beliren ışığı kaybetmemekti. Henüz tanışmamıştım o zamanlar Satanizm ile… Ama insanlar bana “Satanist” dediler. Onlara göre yanlış yapıyordum, fakat benim bildiğim tek doğru, içimdeki ışığın beni götürdüğü yolun doğru olduğuydu. Onlara aldırmadım. Eğer yaptıklarım Satanizm ise, Satanizm nasıl kötü olurdu ki?

İnsanlar kulaklarını kaşıdığım kedilere bakıp “Sana hiç yakışıyor mu?” dediler. İnsanlara Satanizm’in ne olduğunu sordum. Kedi keserler, siyah giyerler, insan öldürürler, dediler. Sinmedi içime, kendi yalandan, sahte dinlerinin kölesi olmuş bu insanlar nereden bilecekti ki doğruyu? İnternet kaynaklarının insanlara göre daha gerçekçi olabileceğini düşündüm ve adını anınca bile kalbimi hızlandıran Satanizm’i araştırdım.

Onlar kedi kesmezdi. Hatta o kutsal bir hayvandı onlar için kedi, o gerekmedikçe öldürülmemeliydi, kurban edilmemeliydi. Şeytan, ölürken gözleriyle beni kurtar, bakışı atan zavallı koyunların durumuna düşsün istemezdi kediler… O kan istemezdi, içimize zincirlenmiş nefsimizi serbest bırakmamızı isterdi yalnızca, mutluluğumuzu isterdi, özgürlüğümüzü…

Yanlışlarla doluydu dünya ancak bunu görmeyen insanlar, benim tek doğrumu yanlış bildiler. Onları dinlemeden ışığa yürürken önüme geçtiler. Onlara kızmadım, zarar vermedim. Sadece doğruyu fısıldadım kulaklarına. “Ben yoldan çıkmadım, aydınlığı buldum.” dedim üzülürken onlara…

Bana namaz kıldılar, zorla! Çünkü onların inançları buydu! Ve benim yaptığım tek şey üzülmekti. Onlar için üzülüyordum. Çünkü ne yaparsam yapayım karanlığa o kadar hapsolmuşlardı ki bırakın içlerindeki aydınlığı, inandıkları cehennemin ateşinin her damlasıyla bir mum yaksam aydınlanmayacaklardı. Kulakları doğruya sağır, gözleri aydınlığa kapalı, ruhları zevkten, nefisleri özgürlükten bihaberdi. “Ben senin kölen değilim, özgürüm.” diye fısıldıyordum sadece. “Kabul etsin.” dediler işkencem bitince. Etmeyecekti, etmezdi, çünkü o da kulları gibi sağırdı doğruya.

Böyle yaparak ışığı takip etmemi engellediler. Ancak ışığımı alamazlardı beni öldürmeden. Çünkü o benim zihnimdeydi, ruhumdaydı. Benim bile zorla eriştiğim, bilinçaltıma saklamıştım ben onu. Ben o ışığı karanlık bilincime yolladım, ve orası aydınlandı.

O ışığı besledim, mutlu olarak, sorgulayarak. Günden güne büyüdü. Yetmez oldu bildiklerim. Nefsim benden bilgi istedi, verdim. Bu sefer daha az umurumdaydı cezalar. Zorla namaz kılarken gülümsüyordum artık. Çünkü onların bana zorla namaz kıldırması, onların inancını gözler önüne seriyordu. Ben bunu bilir ve görürken o tanrı ne yaparsa yapsın, kilitleyemedi benim zihnimi. İzlerken beni huzur buldun bak, diye mırıldanırlardı. Onların huzur dediği şey kaosun olmaması idi, kölelikti. Acıdım. Bilmiyorlardı gerçek huzur nedir, zevk nedir…

Zamanla onları aydınlatma isteğim yok oldu. Onlar eskisine döndüm sandılar, azalttılar üzerimdeki baskıyı… Böyle süregelse bile sorun etmezdim. Zorla kıldığım namaz, bana bir şey kaybettirmez, kazandırırdı. Her seferinde inançlarının zorlamasını gözlerimin önüne sermekten başka bir şey yapmazlardı.

Aleyhime yaptıklarını düşündükleri her şeyi lehime çevirebilirdim çünkü ben onlar gibi fazlalık görmezdim zihnimi. Ruhun ne olduğunu pek bilmediklerinden bulamadılar ruhuma sakladığım ışığı. Kullanmadıklarından akıllarını, bilemediler neler geçtiğini aklımdan. Anlamadılar, beni anlayabilecek zihinleri derin bir uykudayken. Onu uyandırmak için yaptığım her gürültüyü bastırdılar, zorlamadım onları benim gibi olmaya.

Sonuçta insan ruhuyla bulurdu Satanizm’i. Aklını kullanmayı reddetmezdi. Eğer etrafınız böyle insanlarla doluysa zorlamayın. Bizde zorlama yoktur.

Asin

“İçimdeki Işık Yolunda” hakkında 2 yorum

Bir Cevap Yazın