Günah Keçisi Olmak

Günah Keçisi olmak bir onurdur!

Neredeyse her din ya da öğretide inanılan güç ve kutsiyet, inananlarına karşı hocalık yapar. İnanılanın hoca, inananların ise öğrenci olduğu bu ilişki dinamiğinde ise gözlemlenen şey, hocanın öğrencilerine kendi öğretilerini empoze ederek, öğrencilerinin bu fikir meşalesini taşımasını sağladığı, yani bir nevi kendisine dönüştürdüğüdür.

İsa’nın, İncil’de geçen sözlerine göre, “onun çarmıhını taşımayan ondan değildir.”

İslam’da Allah’ın emir ve yasaklarını çiğneyip nefsine uyan kişi cehennemliktir.

Tevrat’ta Tanrı günah taşıyana bakmaya dahi yeltenmez çünkü o kirlidir.

Semavi öğretilerin, inananları tanrılarına çekebilmeleri için kullandıkları bu motivasyon hastalıklı olsa da, inanç konseptindeki genel düsturu gözler önüne serer. Ve bu durum, kendini Şeytan’a adayan bizler için de geçerlidir. Bu adanmışlıkla birlikte onun onurlu vasıflarını miras alıyor ve gururla taşıyoruz. Buysa bizi Şeytan’a yakınlaştırıyor ve dönüştürüyor. Bu durum bizlerin kapısına güzellikler ve olumlu değişimlerle birlikte, zorlayıcı ve korkutucu mücadeleler de getiriyor. Çünkü Şeytan’a dönüşüyoruz. Kendisine Haksızlık Edilen Tanrı’nın yüceliğini üstümüze alarak, sosyal yaşantılarımızda karşımıza çıkması muhtemel bir dışlanmayı, anlaşılma güçlüğünü ve ön yargıları da bir nevi kabul ediyor ve hayatımıza çekiyoruz.

Şeytan bizlere Büyük Savaş‘ın var olan en korkutucu ve yıkıcı savaş olduğunu öğretiyor. Öyle ki, nice insan bu yolda kendini kaybetmiş ve kendinden çok emin ve adanmış görünüşünün altındaki illüzyonda ezilerek savaşmaktan vazgeçmiştir. Büyük Savaş zor ve yıpratıcıdır. Bu savaşı verirken kanımız dökülür ve göz yaşlarımız akar. Bunun sebebi de aslında Büyük Savaş’ın Şeytan’a dönüşmek olması, ışığın temsilcisinin üzerine yıkılmış olan karanlık sıfatlarla yüzleşilmesi ve benimsenmesidir.

Hiç şüphesiz, Şeytan olmak, karanlığının içindeki ışığını hak eden gözlere saklamak zordur. Ve bu zorluk zaman zaman adananları yıpratabilir. Ne ile mücadele edeceğini tam olarak kavrayamadan adanmaya ve savaşmaya girişenler, daha farkına bile varamadan karşılarına çıkan ilk zorlukta dizlerinin üstüne düşebilir ve ayağa kalkacak gücü bulamayabilirler. Çünkü, “Şeytan olmak zordur.” Bu radikal ve baş kaldırıcı eylem, bizi bir çok kez yoracak ve nefessiz bırakacak, adeta kararlılığımızı test edercesine bizi sınayacaktır.

Peki, biz müritler nasıl savaşa devam edebilir ve Şeytan’ın seçilmişliğini hakkıyla sahiplenebiliriz? Yere düşüşümüz ne kadar sert ve acı verici olursa olsun, nasıl tekrardan ayağa kalkabilir ve anka kuşu gibi küllerimizden doğabiliriz?

Gece ne kadar karanlık olursa, yıldızlar o kadar parlak olur. Önünü göremediğini sanan, sabah yıldızına bakarak yolunu bulmalıdır. En zor anlarınızda bile ebeveyninize güvenmelisiniz çünkü o acı çeken ama mücadele ateşiyle yanarak ilerleyen çocuklarına gurur ile bakıyor. Yürümeyi öğrenen bir çocuk yere düşüp dizlerini kanattığında, iyi bir ebeveyn çocuğunu can havliyle ayağa kaldırıp yarasını sarmayı değil, onun ayağa kalkmasını ve yürümeyi öğrenmesini beklemeyi seçer.

Bilgi ve farkındalık, fedakarlık gerektirir. Uçurumdan düşüyor gibi hissediyor olabilirsiniz. Ama tek bir dalınız dahi kalsa tutunmalı, yoksa parmaklarınızla taşları delerek kendi tutunma yerlerinizi yaratmalısınız. Kazanma şansınızın olmadığı bir mücadele içine girmeyecek, fakat asla mücadeleden de kurtulamayacaksınız. Düşmeye yeltendiğiniz takdirde Şeytan’ın eli sizi tutacak, fakat tırmanmayı öğrenmeniz için tekrar tehlikeli yokuşa geri bırakacaktır.

Şeytan, Kötü Tanrı’ya boyun eğmedi. Şeytan’ın gerçek çocukları da acı ve zorluklara boynunu eğmeyecek, aksine onları heyecanla kucaklayacaktır. Deli, Kahramanın yolculuğunu tamamlamak ve doğan Güneş’in sıcaklığıyla ısınmayı hak etmek için karanlık Ay vadisinden geçmelidir.

İlerlediğiniz karanlık yolda rehberiniz Şeytan olsun!

Yazan: Genesis

Hey, Serpent Culture’ın Türkiye’de Satanist Kültür’ün yaygınlaşması için uğraşıyor olmasını, bu yazı gibi orijinal ve çeviri yazıları seviyorsan Patreon destekçilerimiz arasına katılarak bu konudaki motivasyonumuzu artırabilir, yazıları diğerlerinden önce görebilir, ayda en az 1 kez Patreon destekçilerimize özel yazdığımız yazılara, ayda 1 değerlendirme podcastlerine ve Yusuf Eryan’ın gizli videolarına erişebilirsin. Bizi Patreon’da desteklemek için tıkla.

Bir Cevap Yazın