Dili Manipüle Etmek

Yazı başlığı garip mi geldi? Bence gözlerinizde ya da yazı başlığı olan “İnşiblis”te bir sorun yok. Sorun, dili kendi kültürü için bu zamana kadar elinden gelen her şeyi yapmış olan hasımda.

“Dil, varlığın evidir.”

-Martin Heidegger

Bu yazıda, dili kendisi için yüzyıllardır hemen hemen biçimlendirmiş olan düşmanın taktiğini kullanmanın nasıl olabileceğini irdeleyeceğim.

Bir Satanist, her ne kadar neredeyse tamamen karşıt düşüncelerde de olsa, sık sık, içinde bulunduğu toplumla gerek reel hayatta (okul, iş), gerekse sosyal medyada (whatsapp, twitter) etkileşim kuruyor. Ilk kez Jung‘ın ortaya attığı ‘kollektif bilinç’ konsepti yüzünden de, bir Satanist’e yakışmayan bazı kalıplaşmış lafları kullanıyor. Inşallah, allah allah vs gibi.

Burada kısa bir ara verelim ve biraz laflayalım. Türkler için konuşuyorum. Eskiden kımız içer, Gök Tanrı‘ya ve Umay Ana‘ya inanırdık. Tüm milletlerin de, kendi geçmişlerinde, kendi uygulamalarıyla ayrılan ancak inanç temelleri bakımından neredeyse aynı olan farklı Paganizm yorumları bulunurdu. Türklerde bu Paganizm yorumu, Şamanizm ismindeydi. Bu, öyle bir inançtı ki, karınlarını doyurmak için bir geyiği avladıklarında, doğanın dengesini bozduklarını düşünüp, telafi olması amacıyla bir fidan dikerlerdi.

MS 700’den 750’ye kadar, Şaman Türkler (yazıda daha sonra Şamanlar olarak anılacak) ve Sünni Araplar (yazıda daha sonra Sünniler olarak anılacak) arasında bizlere okulda öğretilmeyen bir takım şeyler yaşandı. Sünniler, günümüzde IŞİD’den daha az teknolojik olan imkanlarıyla fakat aynı yöntemlerle, dinlerini ve kendi milli kültürlerini yaymak, sömürmek ve öldürmek için o yarımadadan yola çıktılar. O sırada, Orta Asya‘nın en batısında, Göktürk Devleti‘nden bağımsızlığını kazanmış Türgeş Türkleri bulunuyordu. Kendi kadim tanrılarına inanan ve kendi kültürlerini yaşayan, bağımsızlığı önemli gören insanlardı. Göktürk Devleti’nden bu yüzden ayrılmışlardı. Kadınlar ve erkekler eşitti.

Bu sırada, Arap Yarımadasında, Muhammed’in bir araya getirip birleştirdiği Arap kabilelerinden oluşan Sünni Arap devletini ve halifeliği idare eden kabile olan Emevi Kabilesi, korkunç derecede milliyetçiydi. Sünnilik onlara göre muazzam birşeydi. Sünnilikten daha muazzam olan şey ise, Araplıktı. (Bize göre Arap olmak utanılacak birşey değil ama hem Sünni, hem de Arap olmak, bir de bunu yaymaya çalışmak, bir insanın kendisine ve insanlığa yapabileceği en büyük kötülük.) Bu Sünniler, bir gün ülkelerini genişletmek ve inançlarını yayma amacıyla, Orta Asya’ya doğru atları ve develeriyle yola çıkarlar.

Günümüzde Özbekistan olan toprakların yakınlarında, Şamanlar ve Sünniler karşılaşırlar. Şamanlar, ülkelerini ve kendilerini muazzam bir biçimde savunurlar ve Sünnileri büyük bir bozguna uğratırlar. Ancak Sünniler yılmaz. Arap Yarımadasından, daha fazla Sünni çağırırlar. Şaman Orduları ve Sünni Orduları, tekrar çarpışır. Sonuç, yine değişmez. Şamanlar, kahramanca savunurlar ve Sünnilere büyük kayıp verdirirler. Bu durum, yaklaşık 3-4 kez devam eder.

Sürekli olarak ağır kayıplar vererek rezil rüsva olan Sünniler, canları bu duruma oldukça sıkıldığı için, eli silah tutan bütün Sünnileri, savaşa çağırır. Felaket Yarımadasından, binlerce, on binlerce adam gelir. Şamanlar ise, geçmiş mücadeleleri kazanmış olmalarına rağmen, pek çok kayıp kendileri de vermiştir.

Sünnilerin topladıkları kalabalık ordu ve Şamanlar’ın sayıca az kalmış olan orduları, son kez çarpışırlar ancak buna bir mücadele demektense, bir kıyım demek çok daha makul olacaktır. Çünkü, geçmiş kayıplarının hırslarıyla, Miğfer Dibi’ndeki orclar gibi saldırdılar. Bütün Şaman erkeklerini öldürdüler. Geride kalan kadınlara toplu tecavüzler ettiler, ki bunun İslam hukukunda bir yeri vardır, çocuklara tecavüz ettiler. Sonra da şehri yağmalayıp, kadınlarla çocukları, felaket yarımadasında köle olarak satmak üzerine yanlarına aldılar. (Konu hakkında daha detaylı bilgiler için Erdoğan Aydın‘ın yazdığı Nasıl Müslüman Olduk isimli kitabı okumanızı öneririm.)

2019’da, gerek biz Satanistlerin, gerekse Blasphemy‘ye gereken değeri veren diğer herkesin yapması gereken, artık savunma değildir!! Pasif bir direniş, bizi bu toplumda görünmez kılmaya devam edecek. Daha fazla görünür olmamız gerekiyor. Bu yüzden, lisanı, düşmanı yok etmeye yönelik olarak kullanmalı:
Tabii bunu yaparken, zorlama bir biçimde yapmaktansa, tıpkı edebiyatta olduğu gibi, hece ölçüsünü bozmadan yapmak gerek.

inşiblis,
bismiblis,
eyviblis,
maşşiblis,
iblis iblis.

Bunlar yeni başlayanlar için. Hadi daha ileri gidelim:

elhamduliblis,
subhaniblis,
estafuriblis,
hasbiniblis,
fesupaniblis.

Bu lafları kullanmak, dostlarım, günlük hayatta etkileşim kurduğumuz insanların zihinlerinde, başka gerçekliklerin de olabileceğine dair bir kapı aralayacak ve de bizim varlığımızın da, gayet mümkün olabileceğini onlara gösterecek.

Etiketler:

“Dili Manipüle Etmek” hakkında 3 yorum

  1. Geri bildirim: Doğru Bilinen Bazı Yanlışlar - Serpent Culture

  2. Geri bildirim: Orta Doğuda Satanizm — Serpent Culture

Bir Cevap Yazın