Ayetler Kitabı Yorumu (1. Bölüm)

Ayetler Kitabı‘nın ilk kısmının ilk ayeti, Şeytan‘ın tanrısı olduğu şeylerden biri olan bilim’in göstergesi gibidir. Hiç bir şey vardan yok ya da yoktan var olamaz anlayışına bir göz kırpma ile giriş yapar Şeytan sözlerine ve devam eder, kendisinin sahte tanrı gibi olmadığını vurgulamak için, kendisini sevmeyen insanların verdiği isimlere aldırış etmediğini söyler. Bu isimleri inceleyelim:

Albız: Eski Türk İnancı’nda, Şeytan’a denk düşen varlığın ismidir. Erlik Han’ın bir diğer ismidir.
Mara: Budizm’de bir baştan çıkarıcı.
Seth: Antik Mısır’da Gece Tanrısı’dır. Eski Ahit’teki Adem’in oğlu Seth ile ilgisizdir.
Loki: Kuzey’de, Nordiklerin Kurnazlık Tanrısı’dır. Bazı tasvirlerde boynuzlu gösterilmiştir.
Satan: Hristiyan Mitoloji’sinde Şeytan.
İblis: Bunu hali hazırda biliyorsunuz ki, İslam’da Şeytan’ın ismi.
Lucifer: Roma’da Işık Getiren Venüs’ü tanımlamak için kullanılan bu kelime, Hristiyanlığın kara propagandası sonrasında Şeytan’a dönüşmüştür.

4. ayette, Şeytan açıkça şunu belirtir: İnsanla Şeytan arasında ezelden beri gelen bir özdeşlik vardır.

6. ayet, Şeytan’ın bir varlık olarak, insan zihninden bağımsız olarak da bir bütün olduğunu ifade eder ve yukarıda sayılan isimler farklı da olsa, her millet kendisine göre Şeytan’ı değişik şekillerde algılamış da olsa, Şeytan’ın bundan etkilenmeyeceği veya bu onuda ergen tanrı gibi triplere girmeyeceğini söyler.

7. ayet dünyadaki ve Türkiye’deki bazı Satanist grupların Satanizm yorumuna neredeyse bir eleştiri gibidir. Sahte Tanrı’nın üç dininden ikisi, dinle birlikte bir çeşit ırkçılığı ve tanrının belli bir millete ait olması ile ünlüdür: Yahudilik ve İslam. Bir tanesi, kendi ırklarının üstün olduğunu savunmakla kalmaz, bunu yaparken gücünü Eski Ahit’ten alır. Yahve, Yahudilerin tanrısıdır ve tüm dünyayı ve tüm evreni o yönetir Yahudilikte ve diğer insanlar, insan olarak görülmez. İslam’da ise, her ne kadar kitaplarında resmi olarak ırkçılığa güçlü bir atıf olmasa dahi (ki böyle olduğunu söyleyen ateist arkadaşlarımız da var) aynı şekilde bir kültür hegemonyası mevcut. Müslüman ülkelerin selamlaşma şekli, ibadetleri esnasında okudukları duanın dili, günde 5 kez yankılanan ses hep İslam’ın geldiği ülkedeki dindir ve bu din de tıpkı yahudilik gibi kendi milli kültürünü üstün görme rahatsızlığına yakalanmıştır. İşte Şeytan der ki, beni sakın sahte tanrı gibi bir hale getirip, benimle başka milletlere üstünlük sağlamaya kalkışmayın. Çünkü Şeytan, Sahte Tanrı değildir.

8. ve 9. ayette yine bu savı destekleyecek bir şey söyler: Ben insanların hepsindeyim. Bu konuda yeniden 4. ayete göz atmakta fayda var. İnsanın kendisinin, hali hazırda Şeytani bir yapıda olması söz konusu.

10. – 15. ayetler iki farklı savaştan bahseder. Ki aslında bu savaşlar, Satanist olsun veya olmasın, kendisini toplumun genelinden ayrı olarak gören herkes için genellenebilirler.

Küçük Savaş
Toplum, bir araya geldiğinde tek başına bir birey olamayacak kadar cesaretsiz, kendine ait fikirleri olamayacak kadar başkalarına bağımlı, kendi düşüncelerine sahip olmayıp genelin kendisine neredeyse her konuda uyum sağlayan insanlardan oluşuyor. Tabii bu sağladıkları uyum, genelde iki yüzlü bir biçimde oluyor ve aslında sadece görünürde uyum sağlıyorlar. Yoksa kendi içlerinden gizlice, topluma uymayan düşünceleri taşımaya devam ediyorlar. Bazıları çağın gerisinde kalmış düşünceleri, bazıları da yalnızca içinde bulunulan çağın düşüncelerini ve gerekliliklerini taşıyıp, akla ve mantığa uysa dahi, topluma uymayan herhangi bir konsepti reddederler. Gelecek öngörüsünden uzak oldukları gibi, bu öngörüye sahip insanlara da eleştirme, yadırgama, küçümseme, hor görme gibi davranışlarla yaklaşırlar. Bunun örneklerini bilakis ülkemizde sık sık görmekteyiz. Bkz. lgbt’lere karşı takınılan genel çirkin tutum.

İşte Küçük Savaş, bu insanlara karşı verilen bir savaştır. Ancak savaş demişken aranızdan bazıları bizim elimize silah alıp bir çeşit terör örgütü olacağımızı düşünmesin. Burada bahsedilen savaş kelimesi, yalnızca sembolik bir anlam taşımaktadır.

Büyük Savaş
Toplumun genelinin nasıl bir yapıda olduğunu, hem siz okuyuclar biliyorsunuz, hem de ben biraz önce kendi gözlemlerimden yola çıkarak kabaca özetledim. İşte, böyle bir toplumun içerisinde, topluma aykırı veya topluma uygun olmayan bazı hisler, fikirler ve görüşlere sahip bireyler de bulunabiliyor. Fakat böyle bir toplum söz konusu olduğu için, bu bireyler kendilerini güçsüz ve çaresiz hissedebilirler. Yalnız kalmaktan korkarak, olmadıkları gibi davranabilir, olmadıkları gibi görünebilirler ve en kötüsü de, oldukları kişi için ve bu kişi topluma uymadığı için, kendilerini hor görebilir, aşağılayabilir, değersiz ve boş hissedebilir.

İşte Büyük Savaş, insanın kendisini, tüm yönleriyle kabul etmesi, tanıyıp sevmesi anlamına gelir. Hiç bir şekilde başkalarna uyum sağlayamıyorsa dahi, her insan biriciktir ve her insan, Şeytan’dan bir parça taşır. Büyük Savaş, kendi değerinin farkında olmaktır.

Ve Savaşlar hakkında son olarak Şeytan önce Büyük Savaş’a başlamamızı istediğini; önce kendini kabullenmek ve daha sonra topluma ve bizi anlamayanlara karşı mücadele vermenin gerekli olduğunu.
16. ve 26. ayetler arası, Şeytan yeniden kendini tanımlar. Ne olduğundna bahseder. Şeytan’ın kendisini nasıl tarif ettiğini inceleyelim.

İçteki Işık: Burada bireysel olarak, içgüdülerden bahsedildiğine inanıyorum. Ve tabii isimlerinden Lucifer’a bir gönderme olduğunu. 4. ayete tekrar bir göz atmakta fayda olabilir.
Düşünce, Düşünmenin ve Yargılamanın Zevki: Burada, Gerçekler Kitabı’nda daha fazla anlamını bulan bir durum kast ediliyor. Tanrıların Yapıları vardır. Ve Şeytan, düşünülmesinden haz ve enerji alır. Onun yapısı budur. Yargılama’nın Zevki derken de bahsedilen şey, hakim durumdaki tanrıyı sorgulamak ve yargılamaktır.

Sönmeden Yanan Ateş: Ateş, ezoterizmde arınmayı sembolize eder ve bu zamana kadar pek çok farklı kültürde, Şeytan’ın Ateş’le bir bağı olduğu düşünülmüştür. Daha önceki ayetlerde de gördüğümüz gibi, Şeytan kendisine atfedilen şeyleri benimseme gibi bir huya sahip bir tanrı. Bu sebeple burada buna bir gönderme var olarak düşünülebilir.

Sevgi: Burası gayet açık. Çıkarsızca ve karşılık beklemeksizin bir kişiyi, bir şeyi severken, aslında Şeytani bir eylemde bulunuyorsunuz.

İsyan: Bunu açıklamaya gerek duymuyorum.

Savaşçı Olan: Burada verilen savaş, yukarıda bahsi geçen Büyük Savaş ve Küçük Savaş’tır.

Çölün Derininde Olan: Şeytan’ın isimlerinden biri olan Azazel’e bir gönderme. Yahudiler, Azazel’in .çlde yaşadığına inanırlardı. Kefaret bayramında bütün günahlara sebep olduğu kabul edilen bir teke, çöle götürülerek Azazel’e teslim edilirdi. (Meydan Larousse)

Dağın Tepesinde Olan: Hristiyanlıkta, İsa’nın Şeytan’la ilgili bir iletişimine olan gönderme. Bilindiği gibi, Şeytan, İsa’yı dağın tepesine çıkartıp dünyayı ona teklif eder. Tabii bu yozlaşmış bir bilgidir, Şeytan kitaplarının birinde İsa’ya bir şey teklif edilmedi der. Sahte Tanrı’nın kurumsallaşmış dinlerinden birine yakışır bir hareket; yalan ve çarpıtma.

Denizin Derininde Olan: Gerçekler Kitabı’nı okuyanlar bu paragrafta neden bahsedileceğine dair bir fikir sahibi. Ancak diğerleriniz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bunun yerine, lafı daha fazla uzatmak yerine, Şeytan’ın neden denizin derininde olduğunu anlatmaya gerek duyuyorum. Dünyada yaşam, denizde başlamıştır. Bunu hem bilim söyler, hem de inancımız. İnancımız bunun yanında şunu da söyler ki, Şeytan, insan ırkının varoluşu için gereken yapıtaşlarını, dünyadan ve denizden toplayan tanrıdır. Bu sebeple hem Sahte Tanrı’nın yozlaşmış 3 dininde, hem de pek çok mitolojide “Tanrı, Şeytan’a/Erlik’e vs. dünyaya gidip oradan çamur/toprak vs almasını istemesi” olayı vardır. Elbette Şeytan’ın denizden insanı oluşturmak için gereken parçaları alması, gücü her şeye yeten bir tanrı istediği için değildir. Bunun sebebi, Şeytan’ın tanrılar arasında bilime en yatkın olan bir yapıda olmasıdır ve bu iş için kendisi gönüllü olmasıdır. Konu hakkında daha detaylı bilgi için Gerçekler Kitabı ve Gerçekler Kitabı Yorumu okunabilir.
Son olarak bu konuda belirtmem gereken 2 şey daha var. Eski Ahit’te yahve, dünyayı yaratmadan önce bile her yer su ile kaplı vaziyette idi. Aynı durum, Eski Türkler’de tanrı dünyayı yaratmadan önce, dünyanın tamamının suyla kaplı olması mevcutttur. Tüm bunlar, bize birer işaret niteliğinde, neyin ne olduğunu gösterir şeyler.

Gecenin Korkusunda Olan: Şeytan’ın Kara Olan’la özdeşleştirilmiş olmasından daha önce bahsedildi.
Karanlıklar İçindeki Bilgi ve Vecd Sarhoşluğunda Yanımızda Olan: Metaforları bilirsiniz değil mi? Kişinin paylaşmadığı ve kendine sakladığı kişisel veya genel bilgiler karanlıklar içindedir ve yine karanlıklar içindedir yaşanılan ekstaz halleri, çünkü bu gibi şeyler bireyseldir. Şeytan, bu zamanlarımızda yanımızda olduğundan bahsediyor. (Yukarıda ekstaz kelimesini kullandım, burada art niyetli kişiler, Satanist’lerin uyuşturucu hap kullandıklarını söylemeye hiç yeltenmesin. Bunun yerine ekstaz kelimesini Google’lasın.)

Ayetler Kitabı 1. Bölüm Yorumu Sonu

Etiketler:

Bir Cevap Yazın