Ağ Günlüğü

 

Eski günlerde, s.i.t. forumun bünyesinde, forumun yanı sıra, bir de “ağ günlükleri” başlıklı bir bölüm vardı. Bu gönderinin dahil olduğu etiketin ismi, buraya bir gönderme. Ağ günlüklerinde, üyeler, tamamen özgür bir biçimde, blogvari bir şekilde, istedikleri konuyu, istedikleri biçimde, istedikleri uzunlukta anlatabildikleri bir çeşit alt-kategoriydi. Satan in Turkey, Türkiye içerisinde içinde bulunduğum gruplar arasında, en harikasıydı. En iyi deneyimimdi. Böyle düşünmemin sebebi belki s.i.t.’in katıldığım ilk grup olmasıdır. Ya da o zamanlar gruptaki en bilgilinin ben olmayışım yüzünden bu sanrıdayımdır. Ancak sonuç olarak, düşüncem bu şekilde ve “Ağ Günlükleri” kategorisini de, bir referans olarak açtığımı belirtmeliyim. Bu okuduğun yazı da, ağ günlüklerinin ilki olsun.

Geçtiğimiz günlerde, Youtube hesabımdaki tüm videoları kaldırdım. Yusuf Eryan’ın Instagram ve Facebook hesaplarını kapadım. Nedenlerini anlatmaya çalışayım:

Youtube’la Alakalı Beklentilerim ve Gerçekte Olanlar

Video çekmeye girişirken niyetim, insanlara Satanizm’in yanlış tanıtıldığını göstermek ve Şeytan’ın etrafında gelişen edebi ve sanatsal konuları işleyen Serpent Culture sitesinin tanıtımını yapmak, böylelikle de daha fazla okuyucu kazanmaktı. Bu yolda video çekmeyi düşünmemin sebebi ise, insanların okumaktan çok izlemeyi tercih ettiğinin bariz biçimde açık oluşuydu. Önemli olanın Serpent Culture olduğu düşüncesiyle doğru orantılı olarak, Serpent Culture’ın sosyal medya hesaplarında, Yusuf Eryan Youtube kanalıyla ilgili hiç bir tanıtım yapmadım. Yalnızca Soramazsın videosunun reklamı idi. Bunun yanı sıra, kendimi bir video içeriği üretici olmaktan daha çok, bir yazar ve çevirmen olarak gördüm. Bu sebeple, Soramazsın videosunun yayınlanmasından önce Yusuf Eryan Instagram hesabında bulunan “@serpentculture’da yazar & çevirmen” titrini asla silmedim ya da değiştirmedim.

İsteğimin tersine, insanların ilgisinin merkezine Satanizm konsepti ya da Serpent Culture sitesi değil, Yusuf Eryan geçti. Bu durum, elbette bir yere kadar gururumun okşanmasına neden oluyordu. Ancak, yola çıkarken istediğim şeyin dışına taşmış olmak da rahatsız ediciydi. Üstüne üstlük, eğer tanımadığım insanların zihinlerinde yer edineceksem, bunu, bir sanatçı olarak yapmayı istiyordum. Bu konuyu biraz daha açayım:

Tek meziyeti Satanist olmak olan biri olarak bilinmek, bana büyük ölçüde zarar verecekti. Çünkü bu durum, insanlar için yeterli görülüyorken, benim için yetersizdi. Tanımadığım insanların zihinlerinde yer etmekle ilgili bir problemim yok. Ancak bu, romanım yayınlandığında, albümüm çıktığında bana vereceği hazdan, daha fazla bir haz değildi. Elbette Satanist olmak, basit bir olay değil. Fakat tek olayı Satanist olmak olan bir adam değilim. Büyük işler başarmayı dileyen ve bunun için mücadele eden kişiyim. İlerleyen süreçte ise, bu istençlerini, gerçek dünyaya dökmüş olan kişi olacağım.

Zaman

Youtube için video çekmek ve daha sonra bu videoyu kesip biçmek, videonun süresi 5-10 dakika dahi olsa, düşünüldüğünden çok daha fazla zamana ihtiyaç duyuyordu. Croplamaya ek olarak, videoya efekt vermek de, bir o kadar zaman alıyordu. Bunun yanı sıra, video çekmek konusu, benim için içsel bir zorunluluk haline geliyordu. Kendime, kız arkadaşıma, Serpent Culture için yazı yazmaya, derslerime çalışmaya, Kindle okumaya ayırmam gereken vakitlerimden çalarak, ne konuda video çekmeliyim diye düşünüyordum.

Kanalın Gittiği Yön

Okuyacağım bir kitapta ya da dinleyeceğim bir insanda, bulunmasını isteyeceğim son özelliklerden biri, didaktik bir yöndür. Lakin kanalda, sonradan fark ettiğim üzere, bir didaktik yön oluşmaya başlamıştı. Tavsiyeler almaktan haz almayan birinin, tavsiyeler vermeye başlamış hale gelmesi, samimiyetten uzaklaşmak anlamına geliyordu.

Bahsetmek İstediklerim, Konuşamayacaklarım Haline Gelmişti

Gittiğim okuldan, yaşadığım mahalleden, uzun süredir görüşmediğim lise ve askerlik arkadaşlarımdan Soramazsın ve Youtube kanalıma dair geri dönüşler almaya başlamıştım. İlkokuldan bir arkadaşım, bana Youtube’dan abone olduğundan bahsediyordu. Okulda tanımadığım kişilerin işaret parmaklarıyla gösterilmeye başlamıştım. Maskeyi bilinçli olarak tüm yüzümü kapamayacak bir biçimde seçmiştim, maksadım beni tanımayanların tanımamaya devam edebilmesi ve tanıyor olanların ise tanımalarında bir sorun olmayacağı düşüncesine dayanıyordu. Lakin, öngöremediğim bu durumlar gerçekleşince, benim için en temel bahsetme ihtiyacı olan Blasphemy‘nin, kanalda yeterince verilemeyeceğini gördüm. En çok konuşmak istediğimden konuşamadıktan sonra, Crowley’nin ve Thelema‘nın temel düsturu olan “İstencini Yap” söylemini, Youtube’a da hayatıma taşıdığım gibi taşıyamadıktan sonra, Youtube’da olmanın bir önemi kalmamıştı.

 

Sonuç

Tüm bu sebeplerin bir araya gelişiyle birlikte, Yusuf Eryan’ın Youtube videolarını kaldırdım, Instagram ve Facebook hesaplarını kapadım. Peki bunları yapmış olunca, Satanist olmaktan vaz mı geçmiş oldum? Ahahah, umarım gerçekten de aranızdan böyle düşünmüş olanlar çıkmaz. Video çekmeye başlamadan çok önceden beri Satanist’tim ve video çekmeyi bıraktım, kendimi (fazlasıyla önplana çıkmış olduğum için) geri plana almış oldum diye, Satanizmime bir şey olmuş olmuyor. Hala, Şeytan’ın hırslı bir neferiyim ve hala onun ışığını taşımaya gönüllüyüm ve kendi ülkemdeki insanların aydınlanması için, kendi yetenek ve kabiliyetlerim doğrultusunda elimden geleni yapacağım. Yalnızca bunlara video çekmek dahil olmayacak.

Yine de, Youtube üzerinde Türkçe Satanizm konusunda, birilerine önayak olmuş oldum. Asla haberdar olmayacak kişilere, bir yüz ve bir ses vererek Satanizm’den bahsetmiş oldum. Nicelikten ziyade, niteliğe önem veren biri olarak, Soramazsın’daki videoyu izleyen 1.200.000 kişinin yalnızca yüzde 3’ünün bile Satanizm ve Şeytan konusundaki ahmak önyargılarını yıkabilmişsem bile, kendimle gurur duyarım! Ek olarak, bundan böyle Youtube konusunun benim için tamamiyle kapanmış olduğunu bildiriyorum.

Serpent Culture’da, kanalda yapmayı denediğim şeyi yapmayacağım. Orada Satanist olmayanlara hitap ediyordum. Serpent Culture ise Satanist olanlara hitap ediyor ve edecek.

Finallerim sona erdi. Bir kaç dersten büte kaldım ancak İnşiblis, site ile daha fazla ilgilenecek, daha fazla çeviri yapacak, daha fazla orijinal yazı yazacak vakte sahip olacağım. İsteğim de, en baştan beri, Serpent Culture’ın ve onun üzerinden Işık Getiren’in yücelmesi, Sanat yapmak ve bir Satanist olduğum kadar, bir Sanatist olmak. Kuşkusuz gerçeğe dönüşecek düşlerim var.

Güçle kalın!

Etiketler:

Bir Cevap Yazın